Tehditler
Leyleklere yardým
Platform yapýmý
Yayýnlar
Galeri
Ýletiþim
Baðlantýlar
Site planý

TEHDİTLER ve KORUMA YÖNTEMLERİ

i) gerilim hatları

Elektrik kullanımının günümüzde yaygın hale gelmesiyle elektriğin en ücra köylere kadar ulaştırılması sonucu, eskiden sadece büyük kentlerde görülen elektrik hatları, çok geniş alanlara yayılmıştır. Bu durum, özellikle Leylek gibi büyük kuşlarda üreme, kışlama ve konaklama alanlarında giderek büyüyen bir tehdit anlamına gelmektedir.

Temelde, kuşlar açısından yer üzerindeki elektrik kablolarından kaynaklanan riskler 3 ana başlık altında toplanabilir:

1. Kuşa elektrik çarpması riski: Elektrik nakil hatlarındaki direklere tüneyen özellikle Leylek gibi büyük kuşlar, elektrik kablosunda kısa devreye sebep olmakta ve bu yüzden çok sayıda birey telef olmaktadır. En büyük tehdit kötü tasarlanmış, orta voltajda çalışan gerilim hatlarındaki elektrik çarpmasından kaynaklanmaktadır. Manevra kabiliyetlerinin sınırlı olması sebebiyle özellikle büyük ve ağır kuşlarla, gece göç eden ve sürü halinde uçan kuşlar için yoğun elektrik tellerinin bulunduğu alanlar büyük risk oluşturmaktadır.

Halkalama çalışmalarından elde edilen sonuçlara göre elektrik çarpması sonucu ölüm, göç rotası boyunca leylekler için, temel ölüm sebebini oluşturmaktadır. Nesli tehlike altında olan türler için olduğu gibi Leylekler için de elektrik hatları ve bunlardan kaynaklı sorunlar bölgesel veya daha geniş çapta, türü yok olmaya götürecek derecede önemli sonuçlar doğurmaktadır.

2. Kuşun elektrik hatlarına çarpmasından kaynaklanan risk: Leylekler özellikle havanın sisli, kapalı olduğu günlerde, görüş alanlarının daralması sebebiyle kablolara çarpmaktadırlar. Genellikle çarptıktan kısa bir süre sonra kuşlar ölmekte ya da hayatları boyunca sakat kalmaktadırlar.

Özellikle Türkiye gibi yüzölçümünün büyük bölümü kuş göç rotaları üzerinde olan ülkelerde elektrik gerilim hatları, kuşların göç koridorları üzerindeki beslenme ve dinlenme alanlarını kesiyorsa, tellere çarpma sonucu gerçekleşen ölümler sıklıkla görülebilmektedir. Yapılan çalışmalara göre dünyada bazı bölgelerde her 1 km'lik hat başına düşen yıllık ölüm vakası 500'ü geçebilmektedir.

Elektrik kablolarına çarpma riskini azaltmak için güneş ışığını yansıtıcı, kuşlar için uyarıcı olabilecek bazı işaretler kablolar üzerine yerleştirilmektedir. Çarpışmaların çoğunun görülemeyen ince kablolardan kaynaklandığı düşünülürse kabloların daha görünür hale getirilmesi önemli olmaktadır.

Almanya'da, bir süredir ülke genelinde yüzeydeki elektrik kablosu uygulaması yasaklanmış ve yakın zamanda tüm gerilim hatlarının güvenli hale getirilmesi için devlet, elektrik şirketleri ve koruma grupları ortak çalışmalar yaparak çözüm önerileri geliştirmişlerdir. Hollanda'da da tüm orta ve düşük gerilim hatları yeraltına alınmıştır.

3. Konaklama ve kışlama alanlarının elektrik kablolarıyla bölünmesi: Beslenmek ve üremek için geniş açıklık arazilere ve sulakalanlara ihtiyaç duyan Leylek, yaşam ortamının elektrik hatlarıyla bölünmesi sebebiyle, daha küçük yaşam alanlarına mahkum olmuştur.

Kuşlar açısından yukarıdaki riskleri en aza indirmek için;

. Yeni elektrik hatları yapılmadan önce, sabit olan kuş göç rotaları hesaba katılmalı ve ona göre, alternatif alanlar belirlenerek güç istasyonları, göç yolundan olabildiğince uzağa yerleştirilmelidir. Bunun için de ornitologlarla (kuşbilimcileri) elektrik şirketlerinin birlikte çalışmaları gerekmektedir.

. Elektrik telleri olabildiğince yeraltına alınabilir.

. Yer yüzeyindeki elektrik telleri yüksek ve açıklık alanlarda, açıkta bulunmamalıdır.

. Elektrik kablolarına kuşların elektrik telini uzaktan algılayabilmesini sağlayan uyarıcı işaretler konulmalıdır.

ii) kuş-uçak çarpışmaları

Gökyüzünün gerçek hakimleri olan kuşlar ile uçak çarpışmaları günümüzde iki tarafın da zarar gördüğü önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu durumu önlemek amacıyla, uçuş güvenliği uzmanları tarafından gürültüyle kuşları kaçırmak ya da kuşlara ateş etmek gibi etik olmayan ve işe yaramayan yöntemler denenmiştir. Günümüzde ise radar ve yerden gözlem metodları kullanılmaktadır. Bu iki metodun eşleştirilmesi ile kuş sürülerinin hangi saatte, hangi doğrultuda ve nerede olduğu tespit edilmekte ve pilotlara uçuş öncesi bilgi verilerek, çarpışma riski azaltılmaya çalışılmaktadır.

iii) yaşam alanı tahribatı

Temel ihtiyaç olmasının yanı sıra su, leyleklerin yaşamında vazgeçilmez bir yere sahiptir. Su kuşu olmamalarına rağmen leyleklerin yuva seçerken sulakalanlara yakın bölgeleri tercih ettikleri, sulakalanların çevresinde daha çok yoğunlaştıkları görülmektedir. Bunun temel nedeni sulakalanların sahip olduğu besin varlığıdır. Özellikle bataklıklar, taşkın ovaları, sulak çayırlıklar, turbalıklar ve tatlı su kıyıları leyleklerin diyetinin önemli bölümünü oluşturan kurbağa, balık, su yılanı ve çok sayıdaki böcek türünün en fazla bulunduğu yerlerdir.

Ancak tüm dünyada olduğu gibi Avrupa'da da 19. yüzyılın başlarında sıtma hastalığını önlemek amacıyla başlatılan sulakalan kurutma çalışmaları, takibeden yıllarda tarım arazisi elde etmek amacıyla devam etmiş ve Avrupa'daki sulakalanların %70'i tamamen yok olmuştur. Yeterli istatistiksel veri olmamasına rağmen, uzmanlarca leylek nüfusunun azalmasındaki en önemli etkenin başta sulakalanlar olmak üzere yaşam alanlarının daralması olduğu araştırmalar sonucu ortaya konmuştur.

Türkiye'de 1926'da kabul edilen Sıtma ile Mücadele Kanunu ile 1950'de kabul edilen "Bataklıkların Kurutulması ve Bundan Elde Edilecek Topraklar Hakkında Kanun"a dayanılarak toplam alanı 93.582 hektarı bulan 21 sulakalan tamamen kurutulmuştur. Yine aynı dönemde uluslararası öneme sahip 17 sulakalanda ise taşkın önleme veya su rejimine yapılan müdahaleler nedeniyle, toplam 143.956 hektarlık alan geri dönüşü olmayacak şekilde kaybedilmiştir. Türkiye'de kaybedilen sulakalanların miktarı Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında daha az gibi görünse de ülkemizdeki sulakalanların hemen tamamında (su rejimine yapılan müdahaleler, kirlenme, aşırı ve yanlış avlanma, yabancı türlerin atılması gibi nedenlerle) ekolojik dengenin büyük ölçüde bozulduğu anlaşılmaktadır. Özellikle son 15-20 yılda Orta Anadolu'daki sulakalanların tamamına yakını kaybedilmiştir.

Avrupa'da üreyen leylek nüfusunun % 85'inin Anadolu üzerinden göç etmesi sebebiyle Türkiye leyleklerin varlığını sürdürebilmesi açısından kilit ülkelerin başında gelmektedir. Bu yönüyle Türkiye'deki sulakalanların varlığı leylekler için herhangi bir ülkedekinden daha fazla önem taşımaktadır. Özellikle sonbahar göçleri değerlendirildiğinde bu önem daha da artmaktadır. Sonbaharda Anadolu platosu ölü bir görünüm alır. Sulakalanlar bu dönemde yeşilliğin ve canlılığın sürdüğü yerler olduğu için, uzun yolculukları sırasında leyleklerin beslenebilecekleri başlıca yerleri oluşturur.

Göçmen kuşları etkileyen diğer bir faktör de üreme ve kışlama alanlarında uygulanan yanlış tarım politikaları sebebiyle yoğun biçimde kullanılan zirai mücadele araçlarıdır. Pestisit gibi ilaçlar, leyleklerin beslendikleri kemirgenler gibi canlılarla mücadele için kullanılmaktadır. Genel olarak bu ilaçlar, leyleğin beslendiği türleri yok etmesi sebebiyle onu olumsuz yönde etkileyebileceği gibi, ilaçla zehirlenen canlıyı yiyen leyleğin vücudunda birikmesi sebebiyle onu zehirlemekte ve ölümüne sebep olabilmektedir.

iv) avcılık

Göç rotası üzerindeki ülkelerde (İspanya, Türkiye, Bulgaristan, Ortadoğu ve Afrika ülkeleri) avı yasak olmasına rağmen leyleklerin ateşli silah, taş veya okla avlandıkları bilinmektedir. Bazı Afrika ülkelerinde beslenmek amacıyla yapıldığı bilinen kaçak avcılık diğer yerlerde sadece eğlence amacı taşımaktadır. Kaçak avcılığın Leylekler üzerinde düşük bir tehdit faktörü olduğu tahmin edilmektedir ancak bu sorunun boyutlarını tam olarak ortaya koyan bir araştırma bulunmamaktadır.

Özellikle göç rotası üzerindeki dar boğazlarda yoğunlaşan leylek ve diğer süzülen kuş göçü avı ülkemizde de ne yazık ki gerçekleşmektedir. KAD üyelerinin 1998-2000 yıllarında Hatay ilinde gerçekleştirdikleri gözlemler sırasında leyleklerin ve diğer süzülen göçmen kuşların, avları yıl boyunca yasak olmasına rağmen vuruldukları belirlenmiştir. Leyleklerin nadiren de olsa göç dönemi dışında diğer illerde de eğlence veya bacadan içeri yılan düşüreceği gibi yersiz kaygıdan dolayı vurulduğu bilinmektedir.