Tehditler
Leyleklere yardým
Platform yapýmý
Yayýnlar
Galeri
Ýletiþim
Baðlantýlar
Site planý

DÜNYADA LEYLEK KORUMA ÇALIŞMALARI

Leyleklere yardım etmek uzun yıllardır süre gelen bir gelenektir. Örneğin 15.yüzyılda Polonya'da köylüler göç edemeyen leylekleri kış aylarında evlerine alırlarmış. Halkın katkısıyla oluşan ilk finansal kaynak 16.yüzyılda Almanya'da Thüringen şehrinde Bad Langesalza kasabası heyetinin, kulenin çatısına bir yuva platformu yapması ve bunun için büyük miktarda para ödemesidir.

19.yüzyıldan beri Batı Avrupa leylek nüfusu önemli ölçüde azalmaya başlamıştır. 20.yüzyılda bu azalışa karşı tepkiler büyümüş ve birçok program geliştirilmiştir. Bu ilk koruma programları çoğunlukla sorunu çözmeye değil, etkisini azaltmaya yönelik düşünülmüştür.

İsviçre'de 1950'lerde yaşam alanlarının bozulmasına bağlı olarak, leylekler azalmaya başlamıştır. Bunun üzerine Prof Dr. Max Bloesch tarafından esaret altında üretmeye dayanan, doğaya geri salma (reintroduction) programı başlatılmıştır. Benzer programlar Almanya, Fransa'nın Alsas ve Loren Bölgesi, Hollanda ve İsveç gibi farklı yerlerde de uygulanmıştır. Bu programlarda farklı yörelerden kuşlar kullanıldığı için leyleklerin genetik, göç ve davranış biçimlerine müdahele edilmiştir. Fakat ne yazık ki bu koruma yöntemi de, leyleklerin uygun yaşam alanı ve yeterli besin bulamamaları sebebiyle, doğal nüfusun tekrar oluşturulmasında önemli bir etki yaratmamış, sonuçta da proje kapsamındaki leylekler insanlar tarafından beslenmeye bağımlı olmuşlardır. Yine de bu projeler Alsas ve Loren örneğinde olduğu gibi bir ölçüde başarı sağlamıştır. Bu bölgede, 1974 yılında sadece 9 çift leylek kalmışken (bunlar tüm Fransa'da kalan son leyleklerdi) programın uygulama yöntemlerinin değiştirilmesiyle esaret altındaki leylekler doğaya salınmamış, bu kuşlar diğer yabani leylekleri cezbetmek amacıyla kullanılmıştır. Böylece leylek nüfusu 2004 yılında 320'ye çıkmıştır. Bugün, bu bölgedeki birçok leylek, proje kapsamındaki leyleklerin torunlarıdır ve Fas, Polonya ve diğer ülkelerden getirilmişlerdir (Wey Gerard - yayınlanmamış bilgi).

Doğaya yeniden kazandırma çalışmalarının başarılı örnekleri ise, tutsak kuşları kullanmadan gerçekleştirilmiştir. Buna güzel bir örnek bazı bölgelerinde leyleklerin ürememeye başladığı Almanya'dan verilebilir. Salem bölgesinde, Karl Roth önderliğindeki yerel bir grup olan Alman organizasyon BUND, Schule Schloss Salem adındaki okul ve Belediye ile birlikte, yaklaşık 40 hektarlık kurutulmuş çayırın restorasyonu için çalışma düzenlemişler ve 3 yuva platformu yapmışlardır. Yapılan yuvalardan bir tanesi leylekler tarafından kabul edilmiş ve yavrularını başarılı şekilde yetiştirmişlerdir. Bu çalışmaya benzer olarak, yaşam alanı rehabilitasyonu ve yuva platformu yerleştirilmesi çalışmaları, Salem halkına komşu Markdorf halkı tarafından da yapılmıştır.
Yuva platformu, Salem

Çiftçilerin, çayırları ekmekten vazgeçmeleri sonucu otların aşırı büyümesi, yaşam ortamı kalitesi ile kullanılabilirliğinin azalmasına sebep olmuş, bu da Avrupa çapında önemli bir tehdit haline gelmiştir. Bu nedenle Salem'de otlakları biçen çiftçilerle birlikte yürütülen çalışmalar çok önem kazanmaktadır.

Yakın zamandaki koruma programları leylekler için uygun yaşam alanları sağlamak üzerine yoğunlaşmıştır. Bu konuda, yasal koruma, alan satınalma, tazminat ödeme, görüşmeler ve toprak sahipleri için eğitim faaliyetleri gibi çeşitili yaklaşımlar vardır. Herbiri toprak kullanımının büyük ölçüde değişmesini önlenmek için uygulanabilecek yöntemlerdir.

Örneğin; İsviçre'de BirdLife ortağı olan kurum, Rhine Nehri vadisinde toprak satın alıp iyileştirmiştir. Bu çalışma ile yüzey toprağından yarım metre alınmış ve böylece turba katmanı altındaki tohum ve uygun yapı açığa çıkarak yeniden canlanmıştır.

Yaşam ortamı rehabilitasyonu, beslenme koşullarının geri getirilmesinde bazen gerekli olmaktadır. Sonuç olarak bu iyileştirme çalışmasından sadece leylekler değil, birçok tür faydalanmaktadır. Bu çalışmalarda leylekler "hedef tür" ya da "şemsiye, bayrak, karizmatik tür" olarak adlandırılmaktadır. Bu gibi türlerin korunması, paylaştıkları yaşam ortamındaki diğer canlıların da korunmasına yardım eder ve böylece daha sağlıklı bir çevre yaratılır. Bu sebeplerle leylek, insan yaşam alanının ve o bölgedeki yaşamın kalitesini gösterir. Leyleklerin bu derece önemli olması Polonya ve İspanya'daki sürdürülebilir kalkınma programları için onu faydalı bir araç yapmıştır.

Birçok geleneksel leylek yuvasının bulunduğu Almanya'nın Bergenhusens kasabasında, NABU adlı kuruluş (sonradan bu alanda Avrupa'da yönlendirici bir kuruluş olan) Otlakların Korunması ve Araştırılması Enstitüsü'nü kurarak leyleklerin yaşam alanını iyileştirmeye yönelik önemli çalışmalar yapmıştır.

Leylek yuvalarının korunması birçok ülkede bilinen bir koruma yöntemidir. Birçok Batı Avrupa ülkesinde, Orta Avrupa ülkelerinden Slovakya ve Macaristan'da ve İspanya'nın güney-batısında platformsuz bir yuva bulmak çok zordur. Polonya'da bu tarz 10 000 yuva bulunmaktadır. Ukrayna'da ilk platform, Polonya'daki deneyimlerin aktarılmasıyla yapılmıştır. Türkiye'de de Ankara, Bursa, İzmir, Çorum ve daha birçok ilde buna benzer bazı bölgesel koruma çalışmaları yürütülmektedir. (platform dikimi ile ilgili daha fazla bilgi için tıklayın)
Polonya'da elektrik direğine platform takılması

...

Modern tarımda kullanılan, plastik ip ve bez gibi malzemeler, erişkin leylekler tarafından yuvaya getirilmekte ve bunlar yavru leyleklerin yaralanmasına ve hatta ölümüne sebep olabilmektedir (bu durum diğer kuşlar için de geçerlidir). Bu tehdit, leylek yuvalarından yabancı maddelerin uzaklaştırılması ve yavrunun bu gibi tuzaklardan korunmasının amaçlandığı çalışmalarla önlenmektedir. Örneğin, Polonya'da balyaların sarılmasında kullanılan bu plastik ipler Leylek Eğitim Projesi'nin genç katılımcıları tarafından toplanarak araziden uzaklaştırılmaktadır.
Yuvalardan plastik iplerin toplanması, İspanya

...

Uluslararası BirdLife kuruluşu, Bern Sözleşmesi için kuşların elektrik hatlarına bağlı ölümleri ile ilgili bir rapor hazırlamıştır. Bu raporda elektrik çarpması ve uçuş sırasında tellere çarpma temel tehditler olarak sıralanmış ve yerel alanda ya da bölgesel ölçekte türün yok almasına sebep olabileceğinden bahsedilmiştir (Haas et al. 2003).

Polonyalı korumacılar Fransız korumacılardan bilgi alıyorlar

Batı Avrupa ülkeleri bu kazaların önlenmesi için, en riskli alanlarda elektrik tellerinin yalıtımının yapılması veya tehlikeli noktalarda kuşların elektrik ile irtibatını kesecek önlemler alınması gibi birçok çözüm geliştirmiştir.